Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Hatırlayın, 13 Mart’ta Suriye’de yaşanan gelişmeler sonucu Türkiye’nin gündemine oturan bir savaş tehdidi vardı. Çakma El Kaide çetesi, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), Süleyman Şah türbesinin etrafını kuşatmıştı.
Sonraki günlerde IŞİD tehdidi giderek büyüdü. Gazete manşetlerine çıktı. Hatta IŞİD Türkiye’ye ültimatom vermişti. Türkiye’yi tehdit etmek için de ilginç bir yöntem bulmuştu: YouTube üzerinden yayınladığı videoda “Süleyman Şah türbesindeki Türk askerleri orayı boşaltması için 3 gün süre veriyoruz. 3 gün içinde türbeyi boşaltıp Türk bayrağını indirmedikleri takdirde türbeyi yerle bir edeceğiz” demişti.
Medyaya göre IŞİD’in Türkiye’yi tehdit ettiği video 15 Mart’ta çekilmiş. Yani Ankara’daki o güvenlik zirvesinden iki gün sonra. Nedense 15 Mart’ta çekilen video, beş gün bekletildikten sonra, seçimlere on gün kala, 20 Mart’ta, YouTube sitesine yüklenmiş.
IŞİD’in ‘türbedeki Türk bayrağını indirin’ tehdidini içeren video ile eş zamanlı olarak, AKP’nin o meşhur, bayraklı reklam videosu da sitelere yükleniyor. Bir yanda ‘bayrak indirin’ videosu bir yanda tüm halkın omuz omuza verip indirilen bayrağı göndere çektiği video aynı günlerde YouTube’e yükleniyor. Zamanlama manidar...
Tehditlere karşı TSK kapsamlı eylem planı bile hazırlamıştı. Buna göre “IŞİD’in tehditleri saldırıya dönüşürse, TSK 3 farklı eylem planı yaptı. Öncelikle hava kuvvetleri belirlenen hedefleri bombalayacak. Yetmezse kara birliği devreye girecek. Üçüncü aşamada ise taarruz helikopterleri gönderilecekti”.
Kemal Kılıçdaroğlu da televizyonlara çıkıp Türkiye’nin Suriye ile savaşa sokulmak için kumpas hazırlığı olduğunu söylemişti...
Daha sonra internete sızan dinleme kaydından öğrendik ki, bu konuda üst düzey toplantılar da yapılmış. Medyada yer alan bilgilere göre o toplantı 13 Mart’ta yapılmış. Yani IŞİD Süleyman Şah türbesini sardı haberleri düştüğü gün.
Defalarca söyledim, yeniden söyleyeyim. Velev ki o toplantı bir kumpas toplantısı olsun, o kaydın yapılması, yayınlanması suçtur. İçeriğinde ayrıca suç unsurları vardır.
İlk günden itibaren, o kaydın içeriden yapıldığını düşündüğümü belirttim. Hatta bir gruba kumpas için sızdırılmış olabileceğini de söyledim. Bu yüzden gerçek faillerin bulunacağını düşünmüyorum. Dahası sonra Cumhurbaşkanı Gül’de o kaydın içeriden yapıldığını söyledi.
Devlete düşen görev o kayıtları kumpas aracı olarak kullanmak, masum insanlara çamur atmak değildir. Adam gibi bir araştırmayla, şüpheye yer bırakmayacak şekilde, kaydı yapanı, yayınlayanı bulmaktır. Kaydın içeriğindeki konuşmaların suç unsurları taşıdığı apaçık ortada. Bu ülkede yargı diye bir kurum varsa o kayıttaki konuşmaları da onların yargılaması gerekiyor.
Gelelim IŞİD konusuna. Ne olduysa, YouTube kaydıyla Türkiye’yi “tehdit eden” IŞİD örgütünün “tehdidi” başka bir YouTube kaydıyla “ortaktan kalktı”. Süleyman Şah türbesindeki askerleri boşaltmak için Türkiye’ye üç gün süre veren IŞİD ne oldu da o tehdidi ortadan kaldırdı?
Artık hiçbir medya organında IŞİD tehdidinden söz eden kimse kalmadı. Adeta düğmeye basılmış gibi haber yapan gazeteler, yine düğmeye basılmış gibi birden bire sustu. Neden? O haberlerin hepsi bir kurmaca gerilimin parçası mıydı? Medya bunun için maniple mi edildi?
Geçen hafta Dışişleri Bakanlığında 10 gazeteciye brifing verildi. IŞİD’in Süleyman Şah türbesine yönelik tehdidinin devam edip etmediği hakkında doyurucu bir cevap verilmemiş.
Yoksa gerçekten öyle bir terör tehdidi yoktu da, o kayıtlarda konuşulduğu gibi bir savaş gerekçesi yaratmak için “çakma tehdit” mi uyduruldu? Yoksa, çakma tehdit de, kayıt da, sızdırma da, bir siyasi kumpasın parçası mı?
MİT kanunu da bu tür siyasi kumpaslara hukuksal zemin oluşturmak için mi çıkarılıyor?
Taraf - Emre Uslu